Koşullu Salıvermenin Görünmeyen Engeli: Cezaevi Disiplin Cezalarının İnfaz Sürecine Etkisi:

 

Koşullu Salıvermenin Görünmeyen Engeli: Cezaevi Disiplin Cezalarının İnfaz Sürecine Etkisi:

I-Giriş

Ceza infaz hukukunun temel amaçlarından biri, hükümlünün cezalandırılması kadar topluma yeniden kazandırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda Türk infaz sisteminde önemli kurumlardan biri koşullu salıverme müessesesidir.

Koşullu salıverme, hükümlünün cezasının belirli bir kısmını infaz kurumunda geçirmesi ve iyi hâlli olduğunun tespit edilmesi halinde, cezanın geri kalan kısmını toplum içinde denetim altında geçirmesine imkân tanıyan bir infaz kurumudur. Bu kurumun yasal dayanağı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesidir.

Koşullu salıverilme bakımından en önemli kriterlerden biri “iyi hâl” değerlendirmesidir. Hükümlünün ceza infaz kurumu içindeki davranışları, disiplin ihlalleri ve kurum düzenine uyumu bu değerlendirmede belirleyici rol oynar. Bu nedenle hükümlünün disiplin cezası alması, koşullu salıverme bakımından önemli hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.

Bu çalışmada hükümlünün disiplin cezası almasının koşullu salıverilme sürecine etkisi 5275 sayılı Kanun hükümleri ve yüksek yargı içtihatları çerçevesinde incelenecektir.

II-Koşullu Salıverilmenin Hukuki Niteliği

            Koşullu salıverilme, Türk infaz hukukunda cezanın infaz biçimini değiştiren bir kurum olup, cezanın tamamen ortadan kalkması sonucunu doğurmaz. Hükümlü cezasının geri kalan kısmını denetim süresi içinde geçirmektedir.

5275 sayılı Kanun m.107 uyarınca:

·         Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında 30 yıl

·         Müebbet hapis cezasında 24 yıl

·         Süreli hapis cezalarında cezanın belirli oranı

infaz kurumunda geçirildiği takdirde koşullu salıverilme gündeme gelir.

Ancak kanun, bu sürenin dolmasını tek başına yeterli görmemiştir. Bunun yanında hükümlünün iyi hâlli olması şartı aranır.

İyi hâlin değerlendirilmesinde ise en önemli kriterlerden biri disiplin durumudur.

III-Disiplin Cezalarının Hukuki Rejimi

            Ceza infaz kurumlarında disiplin hükümleri 5275 sayılı Kanun’un 37–48. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Kanuna göre hükümlülere uygulanabilecek disiplin cezaları şunlardır:

·         Uyarma

·         Kınama

·         Bazı etkinliklerden alıkoyma

·         Ücret karşılığı çalışmadan yoksun bırakma

·         Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma

·         Hücreye koyma

Bu cezaların amacı cezalandırmadan ziyade kurum düzenini sağlamak ve hükümlünün disiplin içinde rehabilitasyonunu temin etmektir.

Disiplin cezasının koşullu salıverme bakımından etkisi ise özellikle iyi hâl değerlendirmesi üzerinden ortaya çıkar.

IV-Disiplin Cezasının Koşullu Salıverilme Üzerindeki Etkisi

            5275 sayılı Kanun m.89 uyarınca hükümlünün iyi hâlli olup olmadığı İdare ve Gözlem Kurulu tarafından değerlendirilir.

Bu değerlendirmede:

  • Kurum kurallarına uyum
  • Eğitim ve iyileştirme programlarına katılım
  • Disiplin cezaları
  • Psiko-sosyal raporlar

dikkate alınır.

Dolayısıyla disiplin cezası almak otomatik olarak koşullu salıverilmeyi engellemez, ancak iyi hâl değerlendirmesinde önemli bir göstergedir. Bu husus yüksek yargı kararlarında da vurgulanmaktadır.

            Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 04.11.2019 tarihli, 2018/1859 E., 2019/4620 K. sayılı kararında disiplin soruşturmasının süresi ve infaz süreci değerlendirilmiştir.

Kararda özetle şu husus vurgulanmıştır:

- Disiplin soruşturmasının kanuni süreler içinde yapılması gerekir.

-Bu sürelere uyulmaması disiplin cezasını otomatik olarak geçersiz kılmaz.

-Ancak disiplin cezasının infazının gecikmesi, koşullu salıverme bakımından hükümlü aleyhine sonuç doğuracak şekilde yorumlanamaz

            5275 sayılı Kanun m.48’e göre disiplin cezasının koşullu salıverilme üzerindeki etkisi bakımından önemli bir husus vardır:

Disiplin cezası kaldırılmadan koşullu salıverilme kararı verilemez.

Ancak kanun şu sınırı koymuştur:

Disiplin cezasının kaldırılması için beklenen süre, hükümlünün bihakkın tahliye tarihini aşamaz. Bu düzenleme infaz hukukunda ölçülülük ilkesinin bir yansımasıdır.

            Sonuç olarak; Disiplin cezasının koşullu salıverilme üzerindeki etkisi üç temel başlıkta ortaya çıkmaktadır:

  1. İyi hâl değerlendirmesi üzerinde etkisi vardır.
  2. Cezanın infazı tamamlanmadan koşullu salıverilme kararı verilemez.
  3. Ancak disiplin cezası tek başına tahliyeyi engelleyen mutlak bir neden değildir.

Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. Dolayısıyla infaz hukukunda esas olan yaklaşım; Disiplin cezası = otomatik kötü hâl değildir. Her somut olayda hükümlünün genel davranışları birlikte değerlendirilmelidir. Hükümlünün disiplin cezası alması, koşullu salıverilme sürecinde önemli bir kriter olmakla birlikte tek başına belirleyici değildir.

İnfaz hukukunda amaç yalnızca kurum disiplinini sağlamak değil, aynı zamanda hükümlünün topluma yeniden kazandırılmasını temin etmektir. Bu nedenle disiplin ihlalleri değerlendirilirken ölçülülük ve bireyselleştirme ilkeleri gözetilmelidir.

Yüksek yargı kararları da disiplin cezasının koşullu salıverme üzerindeki etkisinin somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ceza İnfazında "Yeni Nesil" Hak Arama: Denetimli Serbestlik ve İyi Hal Değerlendirmesi:

Siber Dolandırıcılık Suçu: TCK m.158/1-f Kapsamı ve Uygulamaları:

İş Kazalarında İşverenin Cezai Sorumluluğu: "Mutlak Kusur" Ezberini Bozan Stratejik Savunma