Kayıtlar

Şubat, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ceza İnfazında "Yeni Nesil" Hak Arama: Denetimli Serbestlik ve İyi Hal Değerlendirmesi:

  Ceza İnfazında "Yeni Nesil" Hak Arama: Denetimli Serbestlik ve İyi Hal Değerlendirmesi: Son dönemde infaz hukukunda yaşanan en büyük kırılma, cezanın sadece "yatılması gereken bir süre" olmaktan çıkıp, "aktif bir iyi hal ispatı" sürecine dönüşmesidir. Artık infaz, sadece dört duvar arasında gün saymak değil; idare ve gözlem kurullarının öznel yargılarını hukuki denetimle aşma mücadelesidir. I-İyi Hal Puanlaması "Otomatik Tahliye" Dönemi Kapandı 7242 sayılı Kanun ile gelen yeni sistemde, hükümlülerin 6 ayda bir tabi tutulduğu puanlama sistemi, tahliye tarihini doğrudan etkiliyor. Buradaki çarpıcı nokta şu ki; Birçok müvekkil, disiplin cezası olmasa bile "sosyal etkinliklere katılmama" veya "kurum içi tutum" gibi soyut gerekçelerle düşük puan alarak denetimli serbestlik hakkını kaybediyor. Savunma Stratejisi olarak bu konuda Anayasa ve Yargıtay içtihatları devreye giriyor. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin son kararları...

İş Kazalarında İşverenin Cezai Sorumluluğu: "Mutlak Kusur" Ezberini Bozan Stratejik Savunma

  İş Kazalarında İşverenin Cezai Sorumluluğu: "Mutlak Kusur" Ezberini Bozan Stratejik Savunma             Gelenekselleşmiş ve hatalı bir kabul vardır: "İş kazası olduysa, işveren mutlaka sorumludur." Oysa modern ceza hukuku, "Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar" ve "Kusursuz Ceza Olmaz" ilkesi üzerine kuruludur. İşverenin cezai sorumluluğunu (Taksirle Öldürme/Yaralama) ortadan kaldıran dinamikler, dosya arasındaki tozlu bilirkişi raporlarında değil, Yargıtay’ın son yıllarda tahkim ettiği "Kaçınılmazlık" ve "Uygun İlliyet Bağı" kriterlerinde gizlidir. A-İlliyet Bağının Kesilmesi : “İşçinin Ağır Kusuru” İşveren her türlü önlemi almış, eğitimi vermiş ve denetimi yapmışsa; ancak işçi, rasyonel bir insanın yapmayacağı bir yöntemle kazaya sebebiyet vermişse illiyet bağı kesilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/4125, K. 2023/1102: "İş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmiş, gerekli koruyucu ekipman sağlanmış olmasına ...

Yargı Pratiğinde Eczacı ve Hekim Sorumluluğu: Sahte Reçete ve Nitelikli Dolandırıcılık Denklemi…

  Yargı Pratiğinde Eczacı ve Hekim Sorumluluğu: Sahte Reçete ve Nitelikli Dolandırıcılık Denklemi… Şekli Usulsüzlük mü, Maddi Gerçeklik mi?             Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aleyhine işlenen ve kamuoyunda "sahte reçete" olarak bilinen uyuşmazlıklar, TCK m. 158/1-e (Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık) ve TCK m. 204 (Resmi belgede sahtecilik) kıskacında değerlendirilmektedir. Ancak güncel BAM ve Yargıtay içtihatları, her usulsüzlüğün otomatik olarak "suç" teşkil etmeyeceği, "aldatıcılık kabiliyeti" (iğfal kabiliyeti) ve "kastın yoğunluğu" üzerinde durmaktadır.             A-Nitelikli Dolandırıcılıkta "Hile" Unsuru ve İğfal Kabiliyeti             Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin (ve devralan dairelerin) yerleşik görüşüne göre, hilenin "basit bir yalanı aşması" gerekir. Sahte reçete dosyaları...

“Bitti” Denilen Yerden Başlamak: Kesinleşmiş Ceza Hükmünün Sarsılması:

            Hakkınızda bir ceza hükmü verildi ve kesinleşti mi? Dosyanız kapandı mı? Henüz değil, şimdi değil, kesinleşmiş ceza kararlarına karşı bir “SON ÇIKIŞ” rehberimiz var, kısa ve öz olarak bu yazımızda bu konudan bahsedeceğiz.             Hakkınızdaki ceza hükmü kesinleşmiş, istinaf ve temyiz yolları tükenmiş olabilir. Ancak hukuk sistemimizde "her şey bitti" denilen noktada dahi gidilebilecek Olağanüstü Kanun Yolları mevcuttur. İşte masadaki son kozlar: I-Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Cumhuriyet Başsavcılığı İtirazı:                         İstinaf dairesi kararı kesinleştiğinde, eğer kararda açık bir hukuka aykırılık varsa bu yola başvurulur. Bu yol, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.308/A   da yer almakta olup, sanık lehine süre sınırı olmaksızın kullanılabilir. Özellikle son dönem BAM kararların...

Dijital Labirentte Adalet: Bankacılık Suçlarında "Algoritma Yanılgısı" ve Kusursuz Savunma Stratejileri:

       Bankacılık ve finans suçları, Türk Ceza Kanunu ve Bankacılık Kanunu (Madde 160) ekseninde genellikle "zimmet" veya "sistemi engelleme/bozma" üzerinden değerlendirilir. Ancak günümüz yargılamalarında, yerleşik içtihatların bile henüz tam evirilmediği, savunmanın kaderini değiştirecek üç kritik gri alan bulunmaktadır. Bunları kısaca açıklamamız gerekirse; I-"Sistem Kayıtlarının Mutlakiyeti" Yanılgısı : Çoğu iddianame, banka log kayıtlarını (LOG files) değişmez hakikat kabul eder. Oysa BAM ve Yargıtay’ın son dönem eğilimleri, "kayıtların manipüle edilebilirliği" ve "sistem hatası olasılığı" üzerinde durmaktadır. Burada naçizane savunma stratejisi, m üvekkilin işlemi yaptığı iddia edilen saatteki "eş zamanlı sistem yükü" ve "backend gecikmeleri" (latency) sorgulanmalıdır. Konunun hassaslığı karşısında şu kritik argüman da göz ardı edilmemelidir. "Log kaydı bir eylemin kanıtı olabilir ama o eylemin a...

Siber Dolandırıcılık Suçu: TCK m.158/1-f Kapsamı ve Uygulamaları:

         Günümüzde siber ortamda işlenen suçlar, ceza hukuku normlarının klasik uygulama alanlarının ötesine geçmiştir. Bu değişim, sadece suçların çeşitlenmesine değil aynı zamanda suçun unsurlarının yeniden yorumlanmasına da yol açmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f maddesi, dolandırıcılık suçunun bilişim sistemleri veya bankacılık araçlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesini nitelikli hâl olarak düzenler. Bu madde, suçun bilişim alanındaki spesifik karakterini hukuk sistemine entegre etmeyi amaçlar.          Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesi, dolandırıcılık suçunun nitelikli hâllerini düzenler ve f bendi şöyle tanımlar: “Bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemek.” Bu hüküm, klasik dolandırıcılık suçunun ötesinde, failin suçun işlenmesinde bilgi teknolojileri veya finansal araçları fiilen kullanmasını arar. H...